TÜRKİYE SAHRA ALTI AFRİKA’YA TİCARETİNİ ARTIRMAK İÇİN YOLLAR ARIYOR - Uluslararası Nakliyeciler Derneği
Kapıkule (TR)
04.12.2021
İHRACAT
1 KM
İTHALAT
9 KM
TIR PARKI
2612 ARAÇ
AKARYAKIT
8.331 TL
Hamzabeyli (TR)
04.12.2021
İHRACAT
22 KM
İTHALAT
1 KM
TIR PARKI
0 ARAÇ
AKARYAKIT
7.700 TL
Ipsala (TR)
04.12.2021
İHRACAT
2 KM
İTHALAT
1 KM
TIR PARKI
0 ARAÇ
AKARYAKIT
7.972 TL
Gürbulak (TR)
04.12.2021
İHRACAT
2 KM
İTHALAT
0 KM
TIR PARKI
340 ARAÇ
AKARYAKIT
-0 TL
Habur (TR)
04.12.2021
İHRACAT
0 KM
İTHALAT
0 KM
TIR PARKI
3131 ARAÇ
Sarp (TR)
04.12.2021
İHRACAT
2 KM
İTHALAT
12 KM
TIR PARKI
0 ARAÇ
Maribor (SLO)
04.12.2021
İHRACAT
0 KM
İTHALAT
0 KM
TIR PARKI
0 ARAÇ
Kalotina (BG)
04.12.2021
İHRACAT
14 KM
İTHALAT
10 KM
TIR PARKI
0 ARAÇ
Batrovci (SRB)
04.12.2021
İHRACAT
10 KM
İTHALAT
10 KM
TIR PARKI
0 ARAÇ
  • ANASAYFA
  • /DÜNYADAN HABERLER
  • /TÜRKİYE SAHRA ALTI AFRİKA’YA TİCARETİNİ ARTIRMAK İÇİN YOLLAR ARIYOR
TÜRKİYE SAHRA ALTI AFRİKA’YA TİCARETİNİ ARTIRMAK İÇİN YOLLAR ARIYOR
A+A-


Bugün küresel ekonominin motoru olan Asya’nın yerini gelecekte Afrika alabilir. Dünyanın en fakir kıtası Afrika gelecekte ekonomiye en büyük katkıyı sağlayacak. Birçok ülkenin bu kıtada yatırımları ve planları bulunuyor. Türkiye de 2007 yılında Sahra Altı Afrika ile olan ticaretin canlandırılması için yoğun bir çalışmaya girdi. Ama buradaki en büyük sorun lojistik. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı öncülüğünde bir komite oluşturularak bölgeye en hızlı etkin ve sorunsuz ulaşımın yolları aranıyor. TİM bölgeye Ro-Ro taşımacılığı ile gitmenin yollarını araştırıyor. UND ise karayoluyla en doğru güzergâhların nereler olabileceğini ortaya koyacak bir çalışma yürütüyor. UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, bölgenin Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ihracat hedefi için kilit olduğunu belirterek, “Buraya ulaşımın nasıl gerçekleşeceğinin çözümünü biran önce bulmalıyız” diyor.

Türkiye ihracatını artırmak için yeni pazarlar arayışını sürdürürken en dikkat çekici ülkeler ise Sahra Altı Afrika’da yer alıyor. Ama bu bölgelere ulaşmak çok kolay değil. Ulaştırma altyapıları yetersiz olan bu ülkelerin birbiriyle bağlantıları güçlü değil. Türkiye ise bir şekilde bu ülkelere ulaşmak istiyor. Tabi bunun ilk yolu, sağlıklı ve sorunsuz bir ulaşım koridoru oluşturmak. Üzerinde çalışılan taşıma şekli ise Ro-Ro ve karayolu bağlantısı. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı önderliğinde oluşturulan komite bunun için çalışmalar yürütüyor. Komite yaptığı ilk toplantıda bölgenin önemli olduğu ve hangi yolların kullanılabileceği noktasında çalışma kararı aldı. TİM Ro-Ro taşımacılığın yollarını arıyor. Afrika ülkeleri ile ticaretin geliştirilmesi için 2007’de başlayan çalışmalar kısmen sonuç vermeye başladı. Birçok Türk firması bölgeye ihracat yapmaya başladı. Ancak bu oran çok zayıf, Türkiye daha çok Kuzey Afrika ülkelerine ihracat yapıyor. Sahra Altı Afrika ülkelerine yapılan ihracat Afrika’ya yapılan ihracatın sadece yüzde 17’sini oluşturuyor.

500 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT HEDEFİ İÇİN SAHRA ALTI AFRİKA BİR FIRSATTIR
 
UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, “500 milyarlık ihracat hedefinin gerçekleşmesi için ya çalışılan pazarlara daha fazla mal satacağız, ya ürün profilini geliştirerek daha teknolojik ve pahalı ürünler satacağız ya da yeni pazarlar bulacağız” diyerek kısa vadede atılacak en doğru adımını yeni pazarlara ulaşmak olduğunu ifade ediyor. Bu noktada öne çıkan bölgenin Sahra Altı Afrika olduğunun altını çiziyor. “Güzergah oluşturduğunuzda ticaret de oluşur” diyen Şener ulaşımın nasıl gerçekleşeceğinin çözümünün bulunması gerektiğini belirtiyor. UND olarak bu konuda titiz bir çalışma yürüttüklerini, en doğru güzergahın nasıl olacağı konusunda çalıştıklarını aktarıyor. Şener, “Araçların komple mi yoksa treyler olarak mı gitmesi daha doğru olur bunları değerlendiriyoruz. Tunus ve Libya’dan ulaşım da bir alternatif olarak gözüküyor. Diğer bir çözüm de limanlar üzerinden olabilir. Bütün bunları değerlendiriyoruz” diyor.



SAHRA ALTI AFRİKA’YA GİTMENİN YOLUNU BULMALIYIZ

TİM Lojistik Konseyi Başkanı Bülent Aymen, Afrika’nın 2000’li yılların ortalarından itibaren hedef bölge olduğunu belirterek, şu anda bu bölgeye ihracatımızın düşük seviyede olduğunu söylüyor. “Afrika’ya gitmenin bir şekilde yolunu bulmalıyız” diyen Aymen, Afrika’nın büyüyen bir pazar olduğunu ve son 10 yılda dünyanın en hızlı büyüyen 10 ekonomisinden 6 tanesinin Afrika’da olduğunu belirtiyor. Aymen, hedef olarak Sahra Altı Afrika’yı belirlediklerinin altını çizerken bunun nedeni olarak Afrika’ya yapılan toplam ihracatın yalnızca yüzde 17’sinin bu ülkeye yapılıyor olmasını gösteriyor. Sahra Altı Afrika için bir komite oluşturduklarının bilgisini veren Ayman bu komitenin bu bölgeye bir Ro-Ro hattı kurulması için çalışmalar yaptığını aktarıyor. İlk toplantının yapıldığını ve ikinci toplantının en kısa sürede gerçekleşeceğini ifade eden Aymen, “Türkiye olarak bizim oradaki lojistik dezavantajı avantaja çevirecek bir proje gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bunun için elimizi çabuk tatmalıyız, herkesten çok daha hızlı hareket etmemiz gerekiyor” diyor.



ÜLKELER ARASI KARAYOLU BAĞLANTISI ZAYIF

Sudan’da 10 yıl iş yapan ve taşımacılık hizmeti sunan BKM Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Edip Bakımcı, Afrika ülkeleri arasında karayolu bağlantılarının yetersiz olmasının en büyük sıkıntılardan biri olduğunu söylüyor. 1950 – 1960 model araçlarla taşımacılık yapıldığını 1.200 kilometrelik yolun 1 haftada gidildiğini belirten Bakımcı, bunu bir fırsat olarak gördüklerini ve Sudan’da hizmet verdiklerini belirtiyor. Bu taşıma süresini yarı yarıya indirince yoğun bir rağbet gördüklerini ve ancak Sudan’ın ikiye ayrılmasından sonra buradaki işlerini kapattıklarını kaydediyor. Bakımcı Türkiye’den karayolu ile bu bölgeye ulaşmanın zorluğuna işaret ederek, “Mısır ile Sudan arasında karayolu bağlantısı yok. Kızıldeniz’in yanından aşağı doğru iniyorsunuz ama 150-200 kilometresi stabilize halde. Çad ile hiçbir karayolu bağlantısı yok, çölden gidip geliyorlar. Fas’tan güneye gidebilecek bir karayolu bağlantısının olduğunu da sanmıyorum” diyor.



BİRKAÇ ÜLKEDEN DİĞER ÜLKELERE İHRACAT YAPILABİLİR

DEİK Türkiye-Afrika İş Konseyi Başkanı Tamer Taşkın, Odalar Birliği’nin ve hükümetin 2007 yılından bu yana yürüttüğü Afrika açılımı programı ve ekonomik zorlamaların meyvelerini vermeye başladığını söylüyor ve “Artık birçok sanayici ve iş adamı Afrika pazarlarında fırsatları değerlendirebiliyor” diyor. Afrika’ya yapılan ihracatta Avrupa ülkeleri ve Çin hakimiyetinin bulunduğu belirten Taşkın, “Ancak Avrupa kalitesinde fakat Avrupalılara göre yüzde 20-30 oranında daha ucuz maliyetle üretilen mallarımızla Afrika pazarlarındaki Avrupalıların hakimiyetine son vermemiz kolay olacaktır” diye görüşlerini açıklıyor. “Kuzey Afrika’yı Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas başlığında tanımaktayız. Buna karşılık Doğu, Batı ve Güney Afrika sahasında yer alan 54 ülkenin de tamamına yayılmaya gerek yoktur” diyen taşkın şu öneriyi sunuyor: “Doğu’da Kenya’ya girildiği zaman Kenyalı tüccarlar sayesinde etrafındaki bütün ülkelere kolayca ihracat yapılabiliyor. Güney Afrika’ya gidildiği zaman da limanlar ve demiryolları bağlantıları sayesinde onun üzerindeki Angola, Bostwana, Mozambik, Zimbabwe ve Madagaskar’a ulaşılabiliyor. Batı Afrika’ya girildiğinde ise Nijerya sizi bütün komşularına, Gana’ya ve Fildişi sahillerine bağlıyor.” Dış Ticaret Müsteşarlığınca 2003 yılı başında “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” hazırlandı ve 2005 yılı “Afrika Yılı” ilan edildi. Yeni Büyükelçilikler açılması planlanlandı ve nihayetinde 2008 yılında Türkiye-Afrika İşbirliğiZirvesi’nin düzenlenmesiyle ilişkilerde bir yeniden yapılanma dönemine girdi. 2010 yılında kabul edilen “Afrika Strateji Belgesi”nin uygulanmaya başlamasıyla da, ülkemizin Afrika açılımı tamamlanmış ve ilişkilerin her alanda derinleşmeye ve çeşitlenmeye başladığı, “Türkiye-Afrika Ortaklığı” şeklinde tanımlanabilecek döneme geçildi.




TÜRKİYE-AFRİKA ZİRVELERİ

18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde, 49 Afrika ülkesi ile, Afrika Birliği dahil 11 uluslararası ve bölgesel örgüt temsilcisinin katılımıyla İstanbul’da I. Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi düzenlendi. Zirve’de kabul edilen “Türkiye-Afrika İşbirliği İstanbul Deklarasyonu: Ortak Bir Gelecek İçin İşbirliği ve Dayanışma” ve “Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çerçevesi” başlıklı belgeler Türkiye-Afrika ilişkilerini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturdu. Söz konusu belgelerde yer alan izleme mekanizması uyarınca, 15 Aralık 2010 tarihinde İstanbul’da Kıdemli Memurlar Toplantısı yapıldı ve bir yol haritası niteliği taşıyan 2010-2014 yıllarını kapsayan “Türkiye-Afrika İşbirliği Ortak Uygulama Planı” kabul edildi. Daha sonra, 53 ülkeden 35 Bakanın katılımıyla 16 Aralık 2011 tarihinde İstanbul’da Bakan Düzeyinde Gözden Geçirme Konferansı, daha sonra da Haziran 2013 tarihinde Addis Ababa’da 2. Kıdemli Memurlar Toplantısı düzenlendi. Bu toplantılara ve 9-13 Mayıs 2011 tarihlerindeki 4.EAGÜ Konferansına ilaveten, Türkiye ve Mısır’ın eş başkanlığında “Darfur’un Yeniden İnşası ve Kalkınması için Uluslararası Donörler Konferansı” 21 Mart 2010 tarihinde Kahire’de düzenlendi. 21-23 Mayıs 2010 ve 31 Mayıs-1 Haziran 2012 tarihlerinde ülkemizin ev sahipliğinde ve BM eşgüdümünde İstanbul’da 1. ve 2. Somali Konferansları toplandı. Türkiye, son olarak, Somali Yüksek Düzeyli Ortaklık Forumu’na 23-24 Şubat 2016 tarihlerinde İstanbul’da ev sahipliği yaptı. 2. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi: Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da 19-21 Kasım 2014 tarihlerinde gerçekleştirildi.


 
2019’DA TÜRKİYE’DE ZİRVE YAPILACAK
 
AfB Komisyonu tarafından Ekvator Ginesi’nde yapılan zirvede 30’a yakın ülke temsil edildi. Zirve, “sürdürülebilir bir kalkınmanın ve bütünleşmenin güçlendirilmesi için yeni bir ortaklık modeli” teması altında toplandı ve bir bildiri ile 2015-2019 dönemine ilişkin Ortak Uygulama Planı kabul edildi. Aynı zamanda, gelecek Zirve’nin 2019 yılında Türkiye’de toplanmasını karara bağladı.


 
TÜRKİYE’NİN AFRİKA’DA 39 BÜYÜKELÇİSİ VAR
 
Mayıs 2009’da 7’si Sahra Altı Afrika’da olmak üzere Kıta’da toplam 12 Büyükelçiliğimiz bulunmaktayken bugün bu sayı 39’a yükseldi. 2009 yılında Tanzanya ve Fildişi Sahili’nde, 2010 yılında Kamerun, Gana, Mali, Uganda, Angola ve Madagaskar’da, 2011 yılında Zambiya, Mozambik, Moritanya, Zimbabve, Güney Sudan, Somali ve Gambiya’da, 2012 yılında Nijer, Namibya, Burkina Faso ve Gabon’da, 2013 yılında Çad, Gine, Eritre ve Cibuti’de Büyükelçiliklerimiz açıldı. 2014 yılında ise Kongo Cumhuriyeti, Ruanda, Botsvana ve Benin’de Büyükelçiliklerimiz faaliyetlerine başladı. Afrika ülkeleri de, Ankara’da açtıkları Büyükelçiliklerle, Türkiye’nin Afrika’ya açılım politikasına atılan adımların karşılıksız kalmadığını gösterdiler. 2008 başında 5’i
Sahra Altı Afrika olmak üzere 10 kıta ülkesinin Ankara’da Büyükelçiliği mevcutken, bu sayı 2008 yılında Somali, 2010’da Gambiya ve Moritanya, 2011’de Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti, 2012 yılında Angola, Kenya, Cibuti, Nijer, Güney Sudan ve Gana, 2013 yılında Ruanda, Gine, Kongo, Benin, Fildişi Sahili, 2014 yılında ise Zambiya, Burkina Faso, Mali ve Burundi Büyükelçiliklerinin açılmasıyla 32’ye yükseldi. Büyükelçiliklerimizden 26’sında Ticaret Müşavirliğimiz mevcut.
 


38 ÜLKEYLE TİCARİ VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMAMIZ VAR
 
Ticari ve ekonomik işbirliği (TEİA), yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması (YTKT), çifte vergilendirmenin önlenmesi (ÇVÖ), askeri, eğitim ve kültür alanlarında işbirliği anlaşmaları başta olmak üzere Afrika ülkeleri ile ikili işbirliğinin ahdi altyapısının tamamlanmasına önem ve öncelik veriliyor. 38 Afrika ülkesiyle TEİA imzalannı ve karma ekonomik komisyonu oluşturuldu. 17 ülkeyle YTKT, 1 ülkeyle serbest ticaret anlaşması, 8 ülkeyle ÇVÖ anlaşması yapıldı. DEİK bünyesinde 19 Sahra Altı Afrika ülkesiyle İş Konseyi kuruldu. Afrika ülkeleriyle öncelikli olarak diplomatik ve resmi pasaportlara vize muafiyeti öngören anlaşmalar imzalanıyor. Halen 17 Sahra Altı Afrika ülkesiyle diplomatik pasaportlara, 3 Sahra Altı Afrika ülkesiyle ise resmi pasaportlara vize muafiyeti öngören anlaşma imzalandı. Diğer taraftan, Afrikalı işadamlarına yönelik yürütülen vize kolaylığı çalışmaları kapsamında, THY ile seyahat eden Sahra Altı Afrika ülkeleri işadamlarından geçerli Schengen, İngiltere veya ABD vizesi hamili olanlara, 20 Nisan 2011 tarihinden başlayarak Atatürk Havalimanı hudut kapısında 30 güne kadar ikamet süreli tek giriş vizesinin verilmesine başlandı. Aynı kapsamda Afrika ülkeleri e-vize uygulaması kapsamına da alındı.

 

AFRİKA-TÜRKİYE TİCARETİ
 
Afrika kıtası ile ticaret hacmimiz 2003 yılında 5,47 milyar dolar iken, bu rakam 2015 yılında 3 katlık bir artışla 17,5 milyar doları aştı. Söz konusu dönemde, benzer şekilde ihracatımız 2,13 milyar dolardan 12,4 milyar dolara yükselirken, ithalatımız ise 3,34 milyar dolardan 5,1 milyar dolara yükseldi. Dünya piyasalarında yaşanan durgunluğa bağlı olarak 2014 yılına kıyasla 2015 yılında kıta geneli ile ihracatımızda yüzde 9,3’lük, ithalatımızda ise 14,1’lik bir düşüş yaşandı. Afrika’nın toplam dış ticaretimizdeki payı 2015 yılında yüzde 5 olarak kaydedildi.
 
2003-2014 yılları arasında Çin’in Afrika’ya ihracatı yıllık bazda ortalama yüzde 24,5; Hindistan’ın yüzde 23,4; ABD’nin yüzde 12,7; Fransa’nın ise yüzde 6,2 artış gösterdi. Sahra Altı Afrika ülkeleriyle 2000 yılında 742 milyon dolar olan ticaret hacmimiz, 2003 yılında 1,3 milyar, 2005 yılında 3 milyar, 2008 yılında 5,7 milyar, 2014 yılında ise 8,4 milyar dolara yükseldi. Küresel ticarette yaşanan daralma Sahra Altı Afrika ile olan ticaretimizi de etkiledi ve bu bağlamda bölgeyle olan ticaret hacmimiz 2015 yılında 6 milyar dolar olarak gerçekleşti. (ihracatımız 3,9 milyar dolar, ithalatımız 2,1 milyar dolardır). Ancak bu düşüş, ülkemizin diğer bölgelerle ticaretinde yaşanan azalmaya kıyasla minimal düzeyde (%1,6) kaldı.
 
Afrika’nın genel ithalatımızdan aldığı yüzde 2’lik pay 2003-2015 arasında değişmezken, 2015 yılında Afrika’nın ihracatımızdan aldığı pay 2003’de yüzde 5 iken, 2015’de yüzde 8,7’ye çıktı. 2015 yılında Sahra Altı Afrika’nin toplam dış ticaretimizdeki payı yüzde1,7 oldu.

6.2 MİLYAR DOLARLIK DOĞRUDAN YATIRIM YAPTIK
 
Yatırımlar açısından bakıldığında, 2003 yılında oldukça düşük bir düzeyde olduğu tahmin edilen Türkiye’nin Afrika kıtasındaki doğrudan yatırımlarının hâlihazırda 6,2 milyar dolara ulaştığı hesaplanmaktadır. Ekim 2015’te yayınlanan bir rapora göre (Financial Times) Afrika’daki doğrudan yabancı yatırımlar arasında en fazla istihdam yaratanın Türk yatırımları olduğu kaydedildi (2014’te 16.593 kişilik istihdam).
 
Yurtdışı Müteahhitlik hizmetleri sektöründe de aynı dönemde büyük bir yükseliş süreci göze çarpıyor. Bugüne kadar kümülatif olarak Afrika’da üstlenilen 1.152 projenin toplam değeri 55 milyar dolara yaklaştı. Bu proje değeri miktarının yaklaşık olarak 9 milyar doları Sahra Altı Afrika ülkelerine ait. Sahra Altı Afrika’da üstlenilen 170’i aşkın projeni bedeli yurtdışında üstlenilmiş olan toplam müteahhitlik bedelinin yüzde 2,7’sini oluşturuyor. Bu bakımdan, yurtdışı müteahhitlik firmalarımızın bu bölgedeki varlığının henüz gelişme aşamasında olduğu söylenebilir. Diğer taraftan, ülkemiz 2013 yılı itibariyle, Afrika Kalkınma Bankası’na üye oldu. Bu üyelikle birlikte, Türk firmalarının ve gerçek kişilerin Afrika Kalkınma Bankası, Afrika Kalkınma Fonu ve Nijerya Güven Fonu tarafından finanse edilen proje ve programlar kapsamında açılan ihalelere katılmaları mümkün oldu.
 
Ülkemiz Afrika ülkeleriyle ulaşım imkânlarını geliştirmek, işadamlarının karşılıklı olarak birbirleriyle temaslarını kolaylaştırmak, Türkiye’nin Afrika halklarının dünyaya ulaşımında bir kavşak noktası olmasını temin etmek ve halklar arasındaki bağlantıların güçlendirilmesini teminen THY’nin Afrika’ya uçuşlarının sayısının artırılmasını teşvik ediyor. THY hâlihazırda Afrika’da 31 ülkede yaklaşık 50 noktaya seferler düzenliyor.
 
THY seferleri karşılıklı seyahatler yapılmasını kolaylaştırdı ve halklar arasındaki temasları da artırdı. Bu çerçevede, ülkemize gelen Afrikalı sayısında da büyük artış kaydedildi.



GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ
 
Serbest piyasa ekonomisine sahip Güney Afrika Cumhurileti, gelişmekte olan pazar konumundadır. GAC ekonomisi, gelişme yönlü bir yapı sergiliyor. Nüfusun büyük bir kısmı yoksulluk içerisinde bulunuyor. Ülkedeki gelir dağılımında büyük bir farklılık yaşanıyor. Ülkede tüketici profili zengin ve yoksul olarak uç noktalara yığılmış durumda. Dolayısıyla tüketici eğilimi ve davranışları da farklı olabiliyor.
 
Yönetimde 1994 yılından sonra başlayan önemli değişimler çerçevesinde ülkede 9 bölgesel hükümet
oluşturuldu. GAC ekonomisinin en önemli eyaleti Gauteng’in endüstri, ticaret ve madencilik merkezi olarak toplam GSYİH içindeki payı yüzde 40 oranını buluyor. GAC, özellikle Sahra Altı Afrika ülkeleri olmak üzere, Afrika kıtası ülkelerini de etkisi altına alan örnek bir ülke konumunda. Sahra Altı Afrika ülkeleri için açılan kapı olarak da nitelendiriliyor. GAC, dünya ekonomisinde ağırlığı bulunan gelişmiş ülkelerden geniş ilgi görüyor. Ekonomi programında ülkenin orta vade planı (Accelerated and Shared Growth Intiative for South Africa-ASGISA) önemli yer teşkil ediyor.
 
GAC nispeten açık bir ekonomiye sahip olup, dış ticaret hacmi GSYİH’sının yaklaşık yarısına karşılık geliyor. Önemli dış ticaret ortakları AB ülkeleri, ABD ve Japonya. Geçen 10 yıl içinde diğer Afrika ülkeleri ile ticaret de oldukça gelişti. GAC’ın ihraç ürünlerinin büyük bir bölümü toplam ihracatın 2/3’üne yakın oranda imalat sanayi ürünlerinden oluşuyor. Maden ürünleri ihracatı başlı başına toplam ihracatın 1/3’ünü teşkil eduyor ancak tarım ürünleri ise sadece küçük yüzdelik rakamlarla ifade edilecek seviyede. GAC’ın ithalat politikasının uzun yıllar ikame ve sıkı tarife korumacılığı ile ithalat sınırlamalarının ardından 1990’lı yıllardan sonra liberalleşerek büyük ölçüde değişim geçirdiği gözlendu. Son yıllarda ithalatta ara mallar ve sermaye mallarına olan talep artışını yansıtan bir yapı görülüyor.
 
İthalatı 2016 yılında bir önceki yıla göre yüzde 6 oranında azalarak yaklaşık 75 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracatı ise 2016 yılında yüzde 6,4 artış kaydetti. Dış ticareti, denge seviyesine çok yakın. GAC’nin ithalatında başlıca tedarikçi ülkeler Çin ve Almanya. İthalatın bölgesel dağılımı Asya (%43-44) ve Avrupa (%30-32) ve Kuzey Amerika’dır (%8). İthalatında sadece Çin’in payı yüzde18’dir. Güney Afrika’nın genel ithalatında Türkiye 2015 yılında 491 milyon dolarla 32., 2016 yılında ise 430 milyon dolarla 33. Sırada yer aldı.
 


NİJERYA
 
2009 yılında 270 milyar dolar seviyesindeki GSYİH, 2014 yılında 568 milyar dolarla zirve yaptı. 2015 ve
2016 yıllarında ise düşüşe geçerek sırasıyla 494 milyar dolar ve 406 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2017 yılında ise milli gelirin yaklaşık 400 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. (IMF). Dünya Bankasına göre, 2015 yılı GSYİH’sı içinde tarımın payı yüzde 21, sanayinin yüzde 20 ve hizmetler sektörünün payı yüzde 59’dur. Nijerya’nın 2015 yılındaki yaklaşık 54 milyar dolarlık ihracatının 42 milyar dolarlık (%78’lik) kısmı ham petrol, 8 milyar dolarlık (%14’lük) bölümü doğal gaz (GTİP:2711) ve 0,6 milyar dolarlık kısmı ise petrol yağlarından (GTİP:2710) oluştu. Bahse konu dört ürün toplam ihracatının yüzde 94’üne denk geliyor. Hindistan (%22) en büyük ham petrol ithalatçısı. Diğer ülkeler Güney Afrika (%11), İspanya (%10) ve Brezilya(%9). Nijerya, dünyada gelir dağılımının en bozuk olduğu ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Güney Afrika Cumhuriyeti ve Kenya’dan sonra gelir dağılımının en kötü olduğu 3. ülke konumunda. Nijerya’nın ithalatındaki başlıca ürünler; petrol yağları, telefonlar, buğday, ilaçlar ve otomobillerdir. Nijerya’da son yıllarda 8-10 yaşında kullanılmış araçların ithalatında artışlar yaşanmaktadır. En çok ikinci el araba ABD’den ithal ediliyor. Ayrıca, özellikle ABD’den ithal edilen traktör ithalatlarının da önemli bir kısmını ikinci el traktörler oluşturuyor. Nijerya’da, önümüzdeki yıllarda otomotiv yedek parçaya olan ithalatta önemli artışlar olması bekleniyor.
 
Nijerya ile olan dış ticaretimiz ülkemiz aleyhine açık veriyor. 2011-2014 dönemindeki ikili ticaret hacmindeki artış seyri, 2015 ve 2016 yıllarında yerini düşüşe bıraktı, hem ihracatımız hem de ithalatımız azaldı. 2016 yılında Nijerya’ya gerçekleşen yaklaşık 242 milyon dolarlık ihracatımızın yüzde 11’ini demir-çelik ürünleri oluşturdu. Bu ürün grubunu sırasıyla alçılar ve hijyenik ürünler (havlu ve bebek bezleri) takip etti.
 


ANGOLA
 
Angola’nın ihracatının yüzde 97’sini petrol oluşturuyor. Bu nedenle, Angola’nın ihracatı petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara bağlı. Petrol fiyatlarındaki azalma ve artışlar Angola’nın ihracatını direkt etkiliyor. 2013 yılında 74,2 milyar dolarla maksimum miktarına ulaşan ihracatı 2014 yılı itibariyle 65,2 milyar dolara 2015 yılında da 35,2 milyar dolara geriledi. Angola’nın ithalatı ise 2014 yılına kadar sürekli artış gösterdi ve
2005 yılındaki 10,3 milyar dolarlık ithalat 2014 yılında 28 milyar doların üzerine çıktı. 2015 yılı geçici verilerine göre de 16 milyar dolara geriledi. Angolla’nın ihracatının yüzde 95,6’sını petrol ürünleri, yüzde 2,2’sini de de elmas ihracatı oluşturuyor. Diğer ürünlerin ihracattaki payı ise yalnızca yüzde 2,2’dir. Angolla’nın ithalatı ise 2015 yılında dörtlü bazda 1150 kalem üründe gerçekleşti. İthalatında su taşıtları, petrol yağları, demir çelik ürünleri, borular ve musluklar, mobilyalar, çeşitli aksam ve parçaları, sıvılar için pompalar, gaz türbinleri ve palm yağı önemli yer tutuyor. Angola ihracatının yaklaşık yüzde 46’sını Çin’e yapıyor. Çin Angolla’nın petrol ihraç ettiği en önemli ülke konumunda. Çin’i Hindistan, ABD, İspanya ve Fransa takip ediyor. Türkiye Angolla’nın 2015 yılı ihracatında 47. sırada yer aldı yüzde 0,1’in altında paya sahip.
 
Angolla’nın ithalat gerçekleştirdiği en önemli ülke Çin (%22,7)’dir. Çin’i, Portekiz, Güney Kore ve ABD takip ediyor. Türkiye Angolla’nın ithalatında yüzde 1,2’lik bir paya sahip olup, 18. sırada yer alıyor. 2015 yılında Angola’ya olan ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 31,9 oranında azalarak 195,9 milyon dolara, 2016 yılında ise 128,9 milyon dolara geriledi. İthalatımız da 2014 yılında 5 milyon dolardan 2015 yılında 156 bin dolara düştü. 2016 yılında ise 5,9 milyon dolara yükseldi. Ülkemizden Angola’ya ihracat son üç yıl içerisinde sürekli azalma gösterdi. Bu durum özellikle petrol gelirlerinin azalması sonucunda Angola hükümetinin ithalatı kısıtlayıcı tedbirleri uygulaması ve Angolalı ithalatçıların ödeme güçlüklerinden kaynaklandı. Angola’ya ihracatımızda en önemli ürünler un ve makarna olup, bu iki ürünün Angola’ya toplam ihracatımızdaki payı 2016 yılı itibariyle yaklaşık yüzde 60’dır. İhracatımızda diğer önemli ürünler maya, çimento ve beyaz ettir. Angola’dan ithalatımız ise 2015 yılında 156 bin dolar gibi oldukça düşük bir değere sahip iken 2016 yılında ithalatımız 6 milyon dolara yaklaştı. İthalatımızda başlıca ürünler petrol gazları ve keresteler en önemli yeri tutuyor.
 


KENYA
 
Kenya Doğu Afrika’daki en büyük ekonomi olarak öne çıkıyor. Kenya bölge içi rekabet ile karşı karşıyadır,
bu rekabet son yıllarda önemli ölçüde ekonomik büyüme gösteren Uganda ile piyasa ekonomisi yolunda ekonomik reformlara imza atan Tanzanya’dan kaynaklanıyor. Doğu Afrika Topluluğu (EAC) üyesi bu üç ülke 1 Ocak 2005 tarihli gümrük birliği sonucunda birbirlerine her geçen gün daha da bağımlı hale geliyor.
 
Tarım sektörü GSYİH’nın yaklaşık yüzde 25’ini’ini oluşturuyor. Ülkede GSYİH içinde sanayinin payı yüzde 15 ve hizmetlerin payı ise yüzde 65 civarında. Ülkenin ekonomik yapısında hizmetlerin payının diğer bölge ülkelere kıyasla yüksek olmasında, diğer Afrika ülkelerinin tersine doğal zenginlikleri arasında madenlerden ziyade verimli toprakların bulunması ve turizm sektörünün canlı olması önemli rol oynuyor. Hizmetler sektöründe iletişim, bankacılık ve turizm sektörleri ön plana çıkıyor. Ticaret ve taşımacılık da yine hizmetler sektörüne katkı sağlayan önemli sektörler arasında. Kenya’nın dış ticareti hızlı bir büyüme süreci yaşıyor. 2014 yılı itibariyle ihracat 6,1 milyar dolara ulaşırken ithalat 19,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.
 
Kenya’nın ihraç malları nispeten çeşitlilik arz etmekle birlikte, çay ve bahçe bitkileri en önemli ihraç kalemlerinden. Diğer önemli ihraç malları ise hazır giyim, kahve, demir ve çelik, soda külü, balık, tütün ve petrol ürünleri. Zambiya, Tanzanya ve Uganda Kenya’nın en çok ihracat yaptığı ülkeler. Bunlardan ayrı olarak ABD, Hollanda, Birleşik Krallık, Mısır, Pakistan ve Almanya ülke ihracatında üst sıralarda yer alıyor. Son 10 yılda ihracat içerisinde Afrika’nın payının artması Doğu ve Güney Afrika Ülkeleri Ortak Pazarı (Comesa) ve Doğu Afrika Topluluğu’nun (EAC) üyeleri arasında ticaretin arttığını gösteriyor. Tanzanya ve Uganda’nın da üyesi olduğu EAC en çok ihracat yapılan böğe konumunda. Kenya’nın ithalatında ilk üç sırada Çin, Hindistan ve ABD yer alıyor; bu ülkeleri Japonya, Tanzanya, Güney Afrika Cumhuriyeti ve İngiltere izliyor.
 
Türkiye ile Kenya arasında ticaret dengesi ülkemiz lehine. İkili ticaretimiz fasıllar itibariyle ele alındığında, ihracatımızın daha çok sanayi ürünlerinden teşekkül ettiğini, ithalatımızın ise, yağlı tohumlar gibi üretiminde geleneksel olarak açık verdiğimiz ve gıda sanayimizin ihtiyaç duyduğu ürün gruplarından oluştuğu görülüyor. Deri sanayimizin ihtiyacı olan ham postlar ve derilerin yanı sıra, kahve ve kimi minerallerin çok ciddi meblağlarda olmayan miktarlarda bu ülkeden karşılandığı görülüyor. Kenya’ya ihracatımızda başlıca ürünlerin ise yıllar itibarıyla kısmi değişiklik göstermekle beraber hijyenik eşya, oto yedek parçaları, traktör, buğday unu, elektrikli su ısıtıcıları ve demir-çelik çubuk gibi ürünlerden ibaret.


 Afrika Karayolları Haritası


Daha Büyük Görüntüle



 Afrika Nüfus Yoğunluğu Haritası


Daha Büyük Görüntüle


Berkalp Kaya