Başkan'ın Mesajı



Değerli Dostlarım

Hızlı bir gelişim, dönüşüm ve değişim çarkının içerisindeyiz. Bazı sektörlerin ve mesleklerin tamamen değişeceği bir devrin kapıları aralandı. Bazı sektör ve mesleklerin geleceği ise olmayacak gibi görünüyor. Taşımacılık ve lojistik sektöründeki gelişim ve değişim çok daha önce başladı. Tüm sektörleri değiştiren ve dönüştüren sektörümüzün bu dönüşüme de öncülük etmeyeceği elbette düşünülemez. Büyük endüstrilerin tedarik zinciri sürecindeki insan unsurunu en aza indiren, teknolojiyi ve yazılımları işin içine daha fazla soktuğu bir dönemi yaşıyoruz. Bunun sonucunun nereye varacağı konusundaki tezlerin temel noktasında ise yapay zekalar var.

Bu değişime ayak uydurmakta zorlanan firmaların hatta sektörlerin ayakta kalamayacaklarını göreceğiz. Taşımacılık ve lojistik sektörünün bu noktada çok büyük avantajları ve dezavantajları var. Sektörümüz bu değişimi en hızlı yaşayacak ve bunun etkilerini en kısa sürede görecek sektörlerin başında geliyor. Bu yüzden daha iyi planlanmış ve bizi geleceği taşıyacak iş modellerini oluşturmamız gerekiyor. Geleceğimizi biran önce kurgulamalıyız. Salt bir taşımacılık faaliyeti yürüterek iş yapma biçimi bizi ayakta tutamayacaktır. Tüm süreçlerin kontrol edilebildiği, yazılımlarla bunların desteklendiği, taşımacılığın depolama, barkodlama, ürün kontrolü, ürün takibi… gibi farklı operasyonel faaliyet alanına yönelmesi şart.

Bunları neden söylüyoruz? Çünkü ülkemize en büyük rekabet avantajı sağlayan sektör lojistik olacaktır. Sürekli vurguladığımız, gelecekte doğru adımlar attığımız ülkemize ve sektörümüze çok büyük faydalarını göreceğimiz yeni taşıma güzergahları oluşuyor. 7,5 milyara ulaşan dünya nüfusunun neredeyse 3’te birini oluşturan iki ülke Çin ve Hindistan’ın Avrupa’ya geçiş noktasında kilit ülkelerden olabiliriz. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Ahmet Arslan, Türkiye’yi dünyanın lojistik üssü yapmak için seferberlik başlattıklarını söyledi ve kurulacak lojistik merkezleriyle 35 milyon ton yükün elleçlenebileceği bir kapasite oluşturma hedefinde olduklarının bilgisini verdi. Bu vizyonun iyi okunması ve bu hedef içen sadece UDHB’nın değil tüm bakanlıkların ortak çalışma yürütmesi gerekiyor. Evet Türkiye bu noktada dünyanın lojistik merkezi olabilecek stratejik konuma sahip bir ülke. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının devreye girmesi, bu hattın Hazar Koridoru le bağlanması buradan da Çin’e ulaşması ülkemiz için büyük bir fırsat. Uluslararası Yolcu ve Eşya Taşımacılığı Anlaşması uyarınca Türkiye-Çin Karayolu Eşya Taşımacılığı Teknik Toplantısı 7-8 Eylül’de Pekin’de yapıldı. UND’nin de bulunduğu bu toplantıda taraflar uluslararası karayolu taşımacılığı ve ticaretin gelişimini sağlamak için 2017 yılı kasım ayında lojistik şirketlerin ve özel sektör temsilcilerinin katılımlarıyla taşımacılığı, kullanılacak sınır kapılarını ve lojistik merkezleri istişare edebilmek için Sincan bölgesinde bir seminer düzenlenmesi konusunda mutabık kaldı.

Bu fırsatı iyi değerlendirerek, bu bölgeden gelen yüklerin Avrupa’ya ulaştırılmasında nasıl bir avantaj sağlayabileceğimizi ve tercih edilen ülke konumuna geleceğimizi planlamalıyız. Bunun için lojistik altyapı kapasitesinin artırılması ve gümrük geçişlerinin kolaylaştırılması şart. Gümrük ve Ticaret Bakanımız Sayın Bülent Tüfenkci ihracata odaklanmış bir ülke olduğumuzu ve gümrüklerin de bu amaçla yüklere dur demeyeceğini söylüyor. Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü’ne sahip 136 firma var ve 140 firma da sırada bekliyor. Sayın Tüfenkci, bu statü ile Türk mallarının gümrüklerden en az kontrole tabi olarak, hatta kontrole tabi tutulmadığı yeşil hat üzerinden ihraç edildiğini belirtti. Bu sayının ivedilikle artırılması gerekiyor. Tüfenkci’nin söylediği çok önemli bir konu daha var. Türkiye gibi ihracata dayalı büyümeyi benimseyenlerin, korumacılıktan en fazla etkilenen ülkeler arasında başta yer alıyor. Bu söylem Dünya Ticaret Örgütü’nün raporlarında da yer alıyor. Türkiye’nin sadece kendi ülkesinde üretilen mallar için değil, farklı ülkelerde üretilen Türkiye’de lojistik işleme tabi tutulan ürünlere de hizmet veren bir yapıya hazırlıklı olması gerekiyor

Saygı ve Sevgilerimle

Ö. Çetin Nuhoğlu
UND Yönetim Kurulu Başkanı